İngilizce Konuşmak İçin, Türkçe'yi Unutun!

İngilizce Konuşmak İçin, Türkçe'yi Unutun!

Evet doğru duydunuz; İngilizce konuşmak için, Türkçe'yi unutun!

İngilizce Konuşmak için en önemli kurallardan bir tanesi; İngilizce gördüğünüz bir cümleyi Türkçe'ye çevirip öyle anlamaya çalışmak yerine direkt olarak anlamaya çalışmaktır.

Şöyle bir örnek verelim: Coffee kelimesini duyar duymaz aklınıza ne geliyor? Coffee yani kahve... Sonra görsel olarak kafanızda bir kahve mi beliriyor? O zaman aradaki kahve kelimesini hiç düşünmeden direkt olarak coffee kelimesini duyar duymaz kafanızda görsel olarak kahvenin şekillenmesi çok daha pratik olmaz mı? Örneğin; cappuccino kelimesini duyduğunuzda, sütlü sert kahve gibi Türkçe'ye çevirip sonra mı ne olduğunu anlıyorsunuz? Yoksa direkt cappuccino'nun ne olduğunu biliyor musunuz?

Bunun gibi bir çok örnek düşünebilirsiniz. Cat, dog, apple, mouse vb. kelimeleri duyduğunuzda direkt görsel olarak kafanızda şekilleniyor mu? Yoksa hepsinin önce Türkçe karşılığını mı düşünüyorsunuz?

Eğer Türkçe düşünmeyi bırakıp her şeyi İngilizce öğrenmeye başlarsanız; hem çok daha hızlı İngilizce öğrenir, hem de çok daha hızlı İngilizce anlar ve konuşursunuz. Çünkü arkada tarafta sürekli olarak işleyen bir çeviri işlemi sizi her zaman zorlayacaktır. Siz karşınızdakinin ilk cümlesini çevirip anlayana kadar o ikinci cümlesini bitirmiş olacaktır. Bu yüzden de İngilizce öğrenmeye yeni başladığınızda konuşmalar size hızlı gelmekte ve bir süre sonra bu hıza yetişememektesiniz.

Kelime ve cümleleri hiçbir zaman Türkçe'ye çevirmeye çalışmayın. Direkt olarak İngilizce olarak düşünmeye ve anlamaya odaklanın.

"Müzeye gitmek istiyorum" cümlesini İngilizce söylemek için; müze: museum, gitmek: go, istiyorum: I want to... gibi bir çeviri işlemiyle başlayıp, sonrasında bunu cümleye çevirmekle uğraşmak yerine direkt olarak "I want to go to the museum" düşünmeye odaklanmanız en doğrusu olacaktır.

Özetle; İngilizce konuşmak için, Türkçe'yi unutun! ve biran önce İngilizce düşünmeye ve konuşmaya başlayın.